
"Torununuz, sizi kurtarmak için yüz yıl bekleyebilir."
Bir ekim sabahı, arka koltuktan gelen tek bir cümle: "Özür dilerim… anneanne." Oysa Nehir'in ne çocuğu var, ne torunu. Suyun, sabrın ve vazgeçmemenin romanı.
"Her büyük felaket, milyon küçük vazgeçişten doğar;
her kurtuluş, tek bir "evet"ten."
"Beklemeyi annemden öğrendim.
Son nöbeti de kapısında beklerim."
"Başkaları saate bakar;
Nehir'e saat bakardı."
"Oturmak, durmak demekti. Durmak, düşünmek demekti. Ve düşünmek, bazen, hayatın nerelerden geçip nereye gelmediğini görmek demekti."
1. Bölüm: Saat 06.45"Torununuz, sizi kurtarmak için
yüz yıl bekleyebilir."
Kitabı okuduysanız birkaç satır yazın ↓
E-posta adresinizi bırakın; okuma ekranı anında açılsın. Yeni kitap ve imza günü haberlerini de ilk siz alın — hepsi bu, başka e-posta yok.
Adresiniz yalnızca kitap haberleri için kullanılır; asla paylaşılmaz. Dilerseniz e-posta bırakmadan da okuyabilirsiniz.
Bu kitabı, hayatımda beklemenin ne demek olduğunu bilen herkes için yazdım. İşten kalan vakitlerde, tamamen sevdiğim için başladım; Nehir'in mutfağında demlenen çay, Atlas'ın kapı önündeki sabrı ve Umut-7'nin ışıkları, akşamlarımı aydınlattı. Anneannesi olanlara ve anneannesini özleyenlere — bu hikâye sizin.
— Pınar · tanışalım →
Kitabı beğendiyseniz kalp düğmesine dokunarak bunu bana hissettirebilirsiniz.
Zaman ayırıp yazdığınız için içten teşekkürler.